İşitme kaybı artık kader değil: Erken tanı ve odyolojik testler hayati önem taşıyor
Odyolog Dilara Yılmaz, kalabalıkta konuşmaları anlamama ve yüksek sesle televizyon izlemenin ilk alarm zilleri olduğunu belirtti. Tedavi edilmeyen kayıpların yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini vurguladı.
İstanbul Gelişim Üniversitesi Odyoloji mezunu Dilara Yılmaz, mesleğinde edindiği tecrübelerle işitme sağlığının önemine dikkat çekti. İşitme kayıplarının tedavisinde kalıcılığı önlemek için erken müdahalenin ve düzenli takibin en büyük amaç olduğunu bildirdi. İşitme kaybının genellikle konuşmaları net anlayamama, televizyonu yüksek sesle izleme, telefonda zorlanma ve çevresel sesleri duymakta güçlük çekme gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade eden Yılmaz, çocuklarda ise akademik başarısızlık, çekingenlik ve içe kapanma gibi durumların işaret olabileceğini söyledi.
Tanı Yöntemleri ve İşitme Kaybının Tespiti
Bir hasta merkeze başvurduğunda tanılama sürecinin Saf Ses Odyometri, Timpanometri, Konuşma Testleri ve ABR/BERA gibi bilimsel yöntemlerle ilerlediğini kaydetti. Odyolog Yılmaz, özellikle Saf Ses Odyometrisi’nin hava ve kemik iletim değerlerine bakarak iletim, sensörinöral ve mikst tip işitme kayıplarını tespit edebildiğini belirtti. Timpanometri testinin ise orta kulaktaki basıncı ölçmeye yaradığını ve kulakta sıvı birikmesi (seröz otitis media) tanısında sıklıkla kullanıldığı bilgisini aktarır.
Tedavide Bireysel Yaklaşım ve Kontrolün Önemi
Tedavi planının hastanın durumuna göre belirlendiğini dile getiren Yılmaz, ilaç tedavisi veya cerrahi müdahalenin dış ve orta kulak sorunlarında iyileşme sağlayabildiğini ifade etti. Ancak iç kulaktaki sensörinöral sorunların tamamen ortadan kalkması mümkün olmaz, bu durumda Koklear İmplant veya işitme cihazları gibi elektronik protezler kullanılır. İşitme seviyesinin sabit bir değer olmadığına dikkat çekerek, tedavi sonrası düzenli kontrollerin işitmedeki değişimleri erken yakalamak ve cihaz ayarlarını optimize etmek için şart olduğunu vurguladı.
Doğru tanı ve uygun tedavi sonrasında bireylerin sosyal ortamlara daha rahat katılabildiği, iletişim becerilerinin arttığı ve izolasyon gibi duygusal sorunların azaldığı gözlemlenmektedir. Odyolog Dilara Yılmaz’ın aktardığı üzere, işitme sağlığına gösterilen özen, kişinin aktif ve sosyal bir yaşam sürmesinin anahtarını oluşturur.


