Bizim Hikayemiz

Ben, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 4. sınıf öğrencisi Sıla Kurt. Bitirme projem kapsamında, “Duy Beni” adlı bu web sitesini, çocuklarda işitme kaybına dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla hazırladım. Bu hikayeyi paylaşmak, belki de bir başkasının erken farkındalığını sağlamaya vesile olur.

2026 yılı itibarıyla bu sene 8 yaşına girecek olan küçük kız kardeşim, yaklaşık 1,5 senedir işitme cihazı kullanıyor. Aslında bu zamana kadar bazı şeylerin farkındaydık ama neyle karşı karşıya olduğumuzu tam olarak anlayamamıştık.

Konuşma süreci yaşıtlarına göre oldukça gecikti. 5 yaşına kadar konuşmaya başlamadı ve konuşmaya başladığında da çok sınırlı kelimeler kullanıyordu. Birçok sesi doğru çıkaramıyor, kendini ifade etmekte zorlanıyordu. Biz de bu durumu farklı nedenlere bağladık. İlk olarak dil bağı olabilir diye düşündük ve kontrol ettirdik, ancak herhangi bir sorun çıkmadı.

Açıkçası işitme kaybı ihtimali aklımızın ucundan bile geçmedi. Bu nedenle doktora gittiğimizde yapılan işitme testinde “duyması normal” denildiğinde içimiz rahatladı. Bunun üzerine dil terapisi sürecine başladık. Yaklaşık 7-8 ay boyunca terapi aldı. Ancak bu sürece rağmen şikayetlerimiz devam etti. Söylenenleri anlamakta zorlanması, sesleri doğru çıkaramaması ve sürekli tekrar istemesi aslında bir şeylerin hâlâ yolunda gitmediğini gösteriyordu.

Bu durum üzerine tekrar doktora gittik. Yapılan yeni değerlendirmeler sonucunda gerçeği öğrendik: %60 oranında işitme kaybı vardı. O an yaşadığımız duygu tarif edilemezdi. Hem büyük bir üzüntü hem de geçmişe dönük bir sorgulama içindeydik.

Bebeklikten itibaren yapılan tüm testleri toplamaya başladım. Çünkü aklımda tek bir soru vardı: “Bu durum daha önce neden fark edilmedi?” Bir doktorun bile ihmali olabileceği ihtimali beni oldukça öfkelendiriyordu. Tüm raporları, test sonuçlarını alıp sayısız doktora gösterdim. Her görüşmede aynı şeyi tekrar tekrar anlatmak, aynı süreci yeniden yaşamak kolay değildi.

Ama bu süreçte şunu da anladım: Bazen her şey doğru yapılmış olsa bile bazı durumlar gözden kaçabiliyor. Ve en önemli şey, o anı fark ettiğin noktadan sonra nasıl bir yol izlediğin oluyor.

Zaten biz de hep bir terslik olduğunu hissediyorduk; çünkü okul öncesinde sürekli “Ne dedin?” diyerek kulağını yaklaştırıyordu. Yeniden hastaneye gittiğimizde, bu kez durumun ciddiyetini daha net gördük. Bir gün ben, sessizce ağzımı kıpırdatarak konuştuğumda, kız kardeşimin benimle aynı şekilde sohbet ettiğini fark ettim. Bu, doktoru da çok şaşırttı; çünkü testleri başarıyla geçmiş gibi görünüyordu. Ancak, sonraki testlerde, yüzde 60-70 oranında sinirsel bir işitme kaybı olduğu kesinleşti. Bu gelişmeyle birlikte, çözüm olarak işitme cihazı kullanımına yöneldik ve engelli raporu almamız gerektiği söylendi.

Bu süreçte, neden böyle olduğunu anlamak için çok çabaladık. Doğuştan mı, sonradan mı oldu, birçok doktora danıştık, MR çektirdik. Kimi doktor doğuştan kaynaklandığını, kimisi sonradan geliştiğini söyledi. Bu çelişki içinde, sonunda durumu kabullenmeye karar verdik. Kabullenme sürecinde, doktorlardan aldığımız bilgilerle, devletin sağladığı imkanları araştırdık. Bu durum artık bizim hayatımızın bir parçasıydı ve biz de bu süreci en iyi şekilde yönetmeye odaklandık.

Öncelikle, engelli kimliğimizi çıkardık ve toplu taşıma gibi haklardan ücretsiz yararlanma imkanı elde ettik. Bu, kız kardeşimizin hem eğitim hem de meslek hayatında karşılaşabileceği zorlukları hafifletmek için önemli bir adımdı. Elbette, bazı mesleklerde (polislik, askerlik gibi) bu durumdan dolayı kısıtlanacak, ama biz bu durumu, ona güçlü bir şekilde rehberlik etmek adına bir fırsata dönüştürdük. İlk olarak, bir rehabilitasyon merkezine kaydını yaptırdık. Bu merkez, sadece işitme kaybı olan çocuklara birebir destek sunan bir kurumdu. Orada, kız kardeşim sesleri ilk defa net bir şekilde ayırt etmeye başladı. Hatta bir uçağın adını bile ilk kez orada öğrendi. Rehabilitasyon merkezindeki birebir eğitim sayesinde, inanılmaz bir ilerleme kaydettik. Kız kardeşimin ders başarısı, dil becerileri, özgüveni her geçen gün yükseldi. Gelecekte, liseye, üniversiteye kadar bu yolculuğu onunla birlikte sürdüreceğiz.

Bu hikaye, bizim için bir farkındalık yolculuğu oldu. Yaşadığımız zorluklara rağmen, kız kardeşimin bu desteklerle kendi dünyasını keşfetmesine, sesleri, kelimeleri anlamasına şahit olmak, bize büyük bir güç verdi. Artık, her adımda onun yanında olarak, bu süreci en iyi şekilde yönlendirmeye kararlıyız.